

Mal rejiminin sona ermesi ve ne zaman sona erdiğinin belirlenmesi, rejim içerisinde bulunan malların veya değerlerin tespiti anlamına gelmektedir. Rejimin tasfiyesi gerçekleştirilecek mal varlığına ilişkin değerlendirmenin yapılacağı tarihin tespiti açısından da önemli olmaktadır. Çünkü, yasal mal rejiminde yalnızca, rejime başlama tarihiyle sona erdiği tarihin arasında geçen sürede edinilmiş mallar rejime dahil edilmektedir. Tasfiyede, rejime dahil olan malların, rejimin sonlandığı tarihteki durumları değerlendirilmektedir.
Tasfiye anının rejimin sonlandığı an olduğu kabul edilir. Bu nedenle mallara ilişkin değerlendirmenin buna göre yapılması gerekmektedir. Ancak, katılma rejimi bakımından mallara ilişkin değerin rejimin sonlandığı tarihteki durumuna bakılacağı kuralına istisna öngörülmüştür. TMK m. 235/2. fıkrasına göre ilave edilecek değerler bakımından temlikin yapıldığı tarihteki değerler esas alınmalıdır.
TMK’daki kurallar uyarınca yasal mal rejiminin sona ermesine neden olan olaylar aşağıdaki gibi belirtilebilir. Mal rejiminin tasfiyesi konusundaki diğer makalemize bu linkten ulaşabilirsiniz.
1.EŞLERDEN BİRİNİN ÖLÜMÜ NEDENİYLE MAL REJİMİNİN SONA ERMESİ
TMK m. 225 uyarınca mal rejimlerinin eşlerin birisinin ölümü halinde sona ereceği kabul edilmektedir. Bu sebeple, eşlerin birisinin öldüğü tarihteki geçerli olan rejimin sona ereceği belirtilmektedir.
Ölümün, rejimin sona erme neden olmasından dolayı bu tarihte rejimin tasfiyesi de gerçekleşmektedir. Tasfiyenin neticesinde, arkada kalan eşin, ölenden katılma alacağına ilişkin sahiplik yahut borçluluk durumu belirlenebilecektir. Diğer taraftan eşin ölümünün, sağ kalanın katılma alacağına ilişkin bir hakka sahipliğini ortaya çıkarak bir olgu olarak görülmemesi gerekmektedir. Zira, tasfiyenin sonucunda ölen tarafın, sağ kalandan katılma alacağına ilişkin hakka sahipliği ortaya çıkabilecektir. Bu halde, ölenin, sağ kalana katılma alacağından dolayı borçlu olduğunun değerlendirilebilmesi mümkündür. Dolayısıyla, sağ kalan, ölen tarafın mirasçı olarak bıraktıklarından bu alacağına ilişkin istemde bulunabilecektir.
Ölümden dolayı kişilik sona erdiğinden miras da açılmaktadır. Ölenin mirasçılarına intikali gerçekleşen mal varlığının kapsamının tespiti, sona ere rejimin tasfiyesine bağlıdır. Fakat, nihayetinde, yasal mal rejimi kapsamında ortaya çıkan katılma alacağı miktarının ve sonrasında ölenin bıraktığı mal varlığının alacaklı yahut borçlu mu olup olmadığının belirlenebilmesi mümkün olacaktır. Öte yandan, yasal mal rejimine yönelik hükümlere göre sağ kalana tanınmış bulunan haklar miras paylaşımının öncesinde rejimin tasfiyesi halinde gerektiği şekilde kullanılabilecektir.
2.EŞİN GAİPLİĞİ NEDENİYLE MAL REJİMİNİN SONA ERMESİ
TMK m. 31 uyarınca bir kimsenin ölümünün kesin olarak inanıldığı hallerde kaybolması durumunda, cesedinin bulunamasa da bu kimsenin öldüğü kabul edilmektedir. Aynı şekilde, TMK m. 32 uyarınca ölüm tehlikesi içerisinde kaybolmuş yahut kendinden uzun sürelerdir haberdar olunamayan kimselerin ölümüne ilişkin oldukça muhtemel bir durum ortaya çıkarsa, mahkemece bu kimsenin gaip olduğuna hükmedilebilecektir. TMK m. 35 uyarınca mahkeme tarafından gaip olarak hükmedilen kişi bakımından ölüme bağlı bağlı hakların, ölümünün kanıtlandığındaki gibi kullanılacağı öngörülmektedir.
TMK m. 131 gereğince evlilik birliğinin sona ermesi konusunda talepte bulunan taraf, gaipliğe ilişkin kararla beraber yahut daha sonra evliliğin feshine yönelik ayrı bir dava açmalıdır. Diğer taraftan, eşlerin arasında uygulanan yasal mal rejiminin sona ermesine yönelik evliliğin sona ermesine gerek bulunup bulunmadığı tartışılmaktadır. Bizim de iştirak ettiğimiz öğretideki kimi yazarlarca, gaiplik halinde yasal mal rejiminin sona erdirilebilmesi bakımından evlilik durumunun sona ermesine ihtiyaç bulunmamaktadır. Dolayısıyla yazarlara göre, yasal mal rejiminin mahkemece gaipliğe ilişkin karar verilmekle, ölüm tehlikesiyle kayıp olduğu yahut uzun sürelerdir haberdar olunamama tarihi itibariyle sona erdiği kabul edilmektedir. Dolayısıyla, tasfiyenin gaipliğe ilişkin kararın kesinleşmesiyle beraber geçmişe etkili şekilde yapılması gerektiği ifade edilmektedir. Bizim de katıldığımız bu görüşe göre, mahkemece gaipliğe ilişkin kararın verilmesiyle beraber yasal mal rejiminin sona ermesi evliliğin feshine bağlanmaması tasfiyenin kolaylaştırılması bakımından faydalı olacaktır.
Öğretideki başka yazarlar, yasal mal rejiminin sona erdirilebilmesinin, gaip olanın eşi tarafından gaipliğe ilişkin kararla beraber yahut daha sonra evliliklerinin feshine yönelik istemde bulunmasına, bağlı olduğunu belirtmektedir. Yoksa, yasal mal rejiminin bu koşulun sağlanmadıkça sona ermeyeceği ifade edilmektedir. Eşin, gaipliğe ilişkin kararla beraber yahut daha sonra evliliklerini feshettirmesinin sonrasında yasal mal rejiminin ölüm tehlikesiyle kayıp olduğu yahut uzun sürelerdir haberdar olunmama tarihi itibariyle sona erdiği kabul edilecektir.
3.BOŞANMA KARARI/EVLİLİĞİN İPTALİ NEDENİYLE MAL REJİMİNİN SONA ERMESİ
Eşlerin birinin ötekine yönelik boşanma için mahkemeye müracaat ettiği hallerde, dava açıldığı tarih itibariyle yasal mal rejimi sona ermiş olacaktır. Boşanma davası açılmasıyla sonlanan, diğer bir ifadeyle askıda bulunan yasal mal rejimiaçısından, hâkim tarafından boşanma isteminin reddi kararı kesinleşince askının kalkacağı kabul edilmektedir. Böylelikle, yasal mal rejiminin boşanma davasının açılmış olduğu tarih itibariyle hiç kalkmamış olduğu şekliyle hükümlerini ve sonuçlarının ortaya çıkacağı kabul edilmektedir.
Eşlerin boşanma davasının sonrasında yeniden birleşmeleri halinde dahi, mal ayrılığı rejiminin tercih edilmediği müddetçe, yasal mal rejimi geçerli olmaya devam edecektir. Boşanma hükmünün kesinleşmesinin ardından rejim davanın açıldığı tarihi itibariyle kesin şekilde ortadan kalkmış olacaktır. Eşlerin birisinin boşanma davasını açmasının ardından diğer eş tarafından karşı davanın açıldığı ve önceki davayı açan tarafından feragat edildiği hallerde, eşlerin arasında uygulanan rejimin kaşı davanın açılmış olduğu tarih itibariyle sonlanacağı kabul edilecektir. Diğer taraftan eşlerin biri boşanma davasının açılmasının ardından öldüğü hallerde, evliliğin boşanmadan sona ermeyip ölümden dolayı sonlandığının kabul edilmesi gerekmektedir.
Boşanmanın anlaşmalı olduğu hallerde, eşler tarafından uzlaşılması gerekli konulardan birisi kendilerine uygulanan rejimin tasfiyesi olmaktadır. Bu halde, gerek mal rejiminin sona ermesi durumunun boşanmaya dayalı mali sonuçları ihtiva etmesinden, gerekse boşanmanın anlaşarak sonlanmasının evlilikle alakalı eşlerin aralarında herhangi bir ihtilaf hususunun kalmamasına yönelik amaç güdülmesinden ortaya çıkmaktadır. Bu kapsamdaki tasfiyeye ilişkin sözleşme hâkim tarafından uygun görülmelidir. Hâkim tarafından, taraf menfaatlerinin dikkate alınarak anlaşma bakımından gereken tüm değişiklikler yapılabilecektir. Bu değişiklikler tarafların kabul edilmesiyle boşanma hükmü kurulabilir. Boşanma hükmünün ardından rejimin sona erdiği kabul edilse dahi, rejimin tasfiyesinin taraflarca anlaşmayla tamamlandığı ifade edilebilecektir.
TMK m. 225 uyarınca eşlerin aralarında evliliğin iptali yönünde hüküm kurulmasıyla rejimin sona ereceği kabul edilmektedir. Evliliklerinin mahkeme tarafından iptaline karar verilen eşlerin aralarında uygulanan rejimin boşanma durumunda olduğu şekilde yasal olarak davanın açılmış olduğu tarih itibariyle sona erdiği ifade edilebilecektir.
Boşanmada yahut iptale ilişkin davada hüküm kurulması yahut kesinleştikleri tarih esas alınmamaktadır. Bu hallerde geçmişi de kapsayacak şekilde davanın açılma tarihinin rejimin sonlandığı tarih olarak benimsendiğini söylemek mümkündür. Edinilmiş mallara ne olduğunun davanın açıldığı tarihe göre değerlendirilmesi gerekecektir.
4.EŞLERİN FARKLI BİR MAL REJİMİNİ KABUL ETMESİ NEDENİYLE SONA ERME
TMK m. 225 uyarınca eşlerin aralarında farklı bir rejimin kabulü durumunda mevut mal rejiminin sona ermesi anlamına geleceği kabul edilecektir. Bu düzenlemeden, evliliğin devam ettiği dönemde farklı bir rejimin tatbik edilmesine başlanmasının anlaşılması gerekmektedir. Evlilik birliğinin devamı süresince, birlikte zorunlu olarak bir rejim tatbik edilecektir. Fakat, evlilik birliği süresince eşzamanlı şekilde iki farklı rejimin birlikte tatbikine olanak bulunmamaktadır.
Çiftlerin aralarındaki mal rejimine ilişkin sözleşmeyle, farklı bir rejimin birlikte uygulanmasının koşula yahut vadeye bağlı kılındığı hallerde, yasal mal rejiminin bahse konu koşul yahut vadenin gerçekleşmesine kadar geçerli olacağı kabul edilecektir. Öngörülen koşul yahut vade gelene kadar geçerliliği belirlenen rejimin uygulanmasına başlarken, yasal mal rejimi sona ermiş olacaktır. Eşler tarafından, farklı bir rejimin evlilikte geçmişi kapsayacak şekilde tatbik edilmesi, bununla bağlantılı şekilde yasal mal rejiminde geçmişi kapsayacak şekilde sona erdirebilmeleri sonucunu doğurmayacaktır.
5.MAHKEMENİN OLAĞANÜSTÜ MAL REJİMİ YA DA AYRILIK KARARI VERMESİ NEDENİYLE SONA ERME
Eşlerin aralarındaki rejimi sonlandıran nedenlerden birisi de aile yaşamıyla bağlantılı olarak mahkemece verilen kararlar olmaktadır. Eşlerin aralarında uygulanan rejimlere etki eden mahkemece verilen kararlar iki farklı başlıkta incelenebilecektir. Bunlar, mahkemece olağanüstü mal rejimine geçişe ilişkin karar yahut ayrılık kararı verilmesinden dolayı mal rejiminin son bulmasıdır.
TMK m. 206 uyarınca, sebebinin haklılık teşkil etmesi durumunda mahkemece, eşlerin birisinin talebiyle, evlilikte uygulanan rejimin mal ayrılığı rejimine dönüştürülmesi mümkündür. Düzenlemeye göre eşlerin birisinin istemesi halinde ve TMK m. 206 ile devamındaki maddelerde öngörülen koşulların bulunması durumunda, mahkeme tarafından eşlerin arasındaki yasal mal rejiminin kaldırılmasına ve olağanüstü mal rejiminin uygulanmasına başlanmasına hükmedilebilecektir.
Mahkemenin bu kararı vermesi durumunda, tarafların aralarında uygulanan yasal mal rejiminin davanın açıldığı tarih itibariyle sonlanacağı kabul edilecektir. Buna göre dava tarihinden sonra eşleri tarafından edinilen malların edinilmiş olarak değil, kişisel mallardan olduğu varsayılacaktır. Söz gelimi, erkek olan eşinin herhangi bir işte çalışmadığını, sürekli evde kaldığını yahut arkadaşları ile kahvehanede eğlendiğini, kendisi tarafından devamlı çalışıp evin işlerinin görüldüğünü öne sürerek, düzenleme uyarınca, olağanüstü rejime geçilmesi konusunda istemde bulunan kadın eşin, davanın açıldığı tarihte bankadaki ve kendine mirasla intikali gerçekleşen paranın faizinin, mirasla gelen işyeri kiralarının, devamının devamı süresince yatırımda bulunduğu maaşı ile açmış bulunduğu banka hesabındaki parayla faizlerinin, davanın hangi sürelerde devam etmesine bakılmaksızın, kendisine ait kişisel mallardan sayılmasına karar verilecektir.
Yasal mal rejiminin yerine eşlerin aralarında olağanüstü rejime geçiş nedeni teşkil eden sebeplerin zamanla ortadan kalkabilmesi mümkün olmaktadır. Bu konuya ilişkin olarak TMK m. 208/2. fıkrası kaleme alınmıştır. Yasa yapıcı, eşlerin aralarındaki kural rejimin adaletli ve hakkaniyetli olduğunu düşündüğü yasal mal rejiminin olduğunu belirlemiştir. Bu düşünceyle taraflara istediklerinde mahkemeye başvurarak önceki rejimin yeniden uygulanmasına hükmedilmesini isteme yetkisini bahşetmiştir. Bu konuda mahkemeye eşlerin her ikisinin de başvurabilme yetkisinin bulunduğu kabul edilmektedir.
Eşlerin birisi tarafından ayrılık davasının açılmasına imkân bulunmaktadır. Bu durumlarda TMK m. 180 uyarınca ayrılık kararının verilmesi durumunda mahkemece ayrılık süresi ve tarafların durumları gözetilerek eşlerin sözleşme yaparak belirledikleri rejimin kaldırılması yönünde hüküm kurulabilecektir. Bahse konu düzenlemenin tatbiki durumunda eşlerin aralarında sözleşmeyle belirlenen rejimin kaldırılmasıyla yasal mal rejimine dönülmesi konusunda hüküm kurulabilecektir. Fakat, yasa yapıcı burada ayrılığın sürdüğü müddetçe eşlere ait mal varlığı unsurlarının olabildiğince birbirlerinin müdahale girişimlerinden uzaklaştırma olması gerekirdi. Buna göre TMK m. 180’de belirtilen düzenlemenin yasal mal rejimine uygun şekilde okunması gerekecektir. Dolayısıyla ayrılık kararına hükmeden mahkemece, eşlerin aralarındaki rejimin ayrılık süresince ve çiftlerin durumları gözetilerek kaldırılması ve eşlerin aralarında olağanüstü rejimi teşkil eden mal ayrılığına ilişkin düzenlemelerin tatbik edilmesine hükmedilebilecektir.
Yalnızca ayrılığa ilişkin mahkeme hükmü mal ayrılığı rejimine geçişte haklılık nedeni olmayacaktır. Mahkemece somut vakanın koşulları dikkate alınarak değerlendirmede bulunulacaktır. Buna göre hâkim tarafından rejimin mal ayrılığına dönüştürülmesine ilişkin hükümle, davanın açılmış olduğu tarih itibariyle eşlerin aralarındaki yasal mal rejiminin sona erdiği ifade edilebilecektir. Ayrılık süresi bittiğinde eşlerin aralarında tekrar ve resen ileriye dönük şekilde yasal mal rejiminin geçerliliği kabul edilecektir. Fakat, müşterek yaşamın tekrar kurulamamasından dolayı eşlerin herhangi birince boşanma davasının açıldığı durumlarda, dava açılmakla mal rejiminin sona ermesi söz konusu olacaktır.