

Adli makamlar, bir suç işlendiğinde kişiler hakkında arama, yakalama ve gözaltı yapma gibi tedbirleri uyguladığında bunları kanunlara uygun bir şekilde uygulamalıdır. Dolayısıyla bu tedbirlerin ölçülü ve orantılı olması ve haksız bir şekilde uygulanmaması önemlidir. Aksi halde bir kimse hakkında bu tedbirler uygulandığında adli makamların haksız çıkması muhtemeldir. Çünkü, suç işlediği konusunda şüphe bulunan kişilerin suçsuzluğu halinde haksız tutuklama tazminat davası söz konusu olacaktır. Bu nedenle kişiler haksız tutuklama nedeniyle tazminat davası açabilirler. Bu konuda Kartal Ceza Hukuku avukat büromuzla iletişim hattımızdan bağlantı kurabilirsiniz.
1. CEZA YARGILAMASINDA KORUMA TEDBİRLERİ HANGİLERİDİR?
Adli makamlar, ceza yargılaması sırasında, yetkisinde olan yakalama, tutuklama ve gözaltı uygulamaları koruma tedbiri olarak ifade edilmektedir. Ceza yargılaması sırasında savcı ve hakimin gerekli görmesi halinde suç işlediği konusunda şüphe bulunan kişiler hakkında koruma tedbirleri uygulanır. Bu tedbirler kişilerin hak ve özgürlüklerine müdahale oluşturmaktadır.
Adli makamların ceza yargılaması sırasında kişiler hakkında uyguladıkları koruma tedbirleri şunlardır;
⦁ Yakalama ve gözaltı kararı,
⦁ Tutuklama kararı,
⦁ Adli kontrol uygulaması,
⦁ Arama ve elkoyma kararı,
⦁ İletişimin denetlenmesi kararı,
⦁ Gizli soruşturmacı ve teknik araçlarla izleme kararı.
2. HAKSIZ TUTUKLAMA, GÖZALTI, ARAMA VE ELKOYMA NEDİR?
Ceza yargılamasında bazı tedbirler vardır. Bunlar tutuklama, gözaltı, arama, yakalama gibi tedbirlerdir. Adli makamlar bu tedbirleri bir suçu araştırırken kullanmaktadır. Bireyler bir şekilde ceza soruşturması adı altında bu tedbirlere muhatap olabilirler. Örneğin hırsızlık suçu işleyen kişiye Cumhuriyet savcısı arama kararıyla ulaşacak ve hakkında gözaltı ve tutuklama kararları verebilecektir.
Bir kimse hakkında haksız bir koruma tedbiri uygulanıp uygulanmadığına Ceza Muhakemesi Kanunu md. 100’e göre karar verilir. Düzenlemede “Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez” denilmektedir. Buna göre ortada kuvvetli bir suç şüphesi varsa ve tutuklama nedeni bulunuyorsa, tutuklama çıkabilir. Ancak, bu tedbirin uygulanması ölçülü olmayacaksa, tutuklama haksız olacaktır.
3. HANGİ DURUMLARDA HAKSIZ TUTUKLAMA NEDENİYLE TAZMİNAT ÖDENMELİDİR?
Bireylerin bir suç nedeniyle soruşturma ya da kovuşturma geçirdikleri bir dönemde, haksız tutuklanmaları halinde haksız tutuklama tazminatı söz konusu olur. Kişiler bu tür bir haksızlık yaşadıklarında devlete haksız tutuklama tazminat davası açarlar. CMK’ nın 141. maddesine göre haksızlığın suç soruşturması veya kovuşturması görülürken olması gerekir. Düzenleme uyarınca kişiler hakkında aşağıdaki koşulardan birisi varsa maddî ve manevî her türlü zararlar, Devletten istenebilir. Bunlar;
⦁ Kanunların belirlediği koşulların dışında yakalama, tutuklama ya da tutuklamanın devamı kararı verilmiş olmalıdır.
⦁ Kanunda yazan süreyi aşacak şekilde gözaltında bırakılma ve hakimin huzuruna çıkarılmamış olmak gerekir.
⦁ Kişiye kanunda yazan hakları hatırlatılmamışsa ya da bu hakları hatırlamış ancak yararlandırma isteği reddedilerek tutuklanmış olmalıdır.
⦁ Yasaya uygun tutuklanmasına karşın yargı makamları önüne makul sürede çıkarılmamış olmak ve bu sürede hüküm verilmemiş olmalıdır.
⦁ Kanuna uygun şekilde yakalanması ya da tutuklanması üzerine kovuşturmaya yer olmadığı yahut beraat kararı verilmiş olmalıdır.
⦁ Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılmış olmalıdır.
⦁ Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmamış olmalıdır.
⦁ Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmemiş olmalıdır.
⦁ Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilmiş olmalıdır.
⦁ Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulmuş veya korunması için gerekli tedbirler alınmamış ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılmış veya zamanında geri verilmemiş olmalıdır.
⦁ Yakalama, adli kontrol veya tutuklama işlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamış olmalıdır.
⦁ Konutunu terk etmemek veya uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatmak dâhil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlarına karar verilmiş olmalıdır.
4. HAKSIZ TUTUKLAMA HALİNDE KİŞİLER DEVLETTEN NE KADAR TAZMİNAT ALIR?
Kişiler haksız tutuklama ya da yukarıda saydığımız diğer muamelelerle karşı karşıya kaldıklarında haksız tutuklama tazminat davası açabilirler. Dolayısıyla beraat tazminatı olarak ifade edilen bu tazminata göre kişiler maddi ve manevi zararlarını talep edebilirler.
Haksız tutuklama ya da yukarıda saydığımız diğer muamelelerle karşı karşıya kalan bireylerin sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak bir tazminat miktarı belirlenecektir. Mahkeme kendisine sunulan delilleri değerlendirerek bilirkişiler marifetiyle tazminat miktarı belirleyecektir.
Mahkeme taleple bağlılık ilkesi gereği, ne kadar tazminat talebi varsa en fazla o kadar tazminat kararı verecektir. Davacı ne miktar tazminat istemişse, bu miktarı aşacak şekilde bir tazminat kararı verilemeyecektir.
Kişiler haksız tutuklama nedeniyle üzüntüye girebilir ve psikolojik çöküntü yaşayabilir. Bu nedenle haksız tutuklama sonucu meydana gelen manevi üzüntünün kişilerin işi, toplumdaki saygınlığı, tutuklulukta geçirdiği süre ve ailesinin içerisinde bulunduğu duruma göre tespiti gerekir. Böylece hâkim uygulayacağı tazminatı tespit edecektir.
Kişiler haksız tutuklama karşısında maddi zararla da karşılaşabilirler. Mahkeme maddi tazminatı bilirkişiler yardımıyla hesaplar. Bilirkişiler aşağıdaki kalemlere bakarak mahkemeye bir değerlendirme yapar. Bunlar;
⦁ Soruşturma ya da kovuşturma sırasında avukata verdiği ücretler,
⦁ Kişilerin, haksız tutuklu kaldığı dönemde cezaevinde yaptığı masraflar,
⦁ Haksız tutukluluk döneminde çalışamadığı ve işyeri kapanmışsa kayıplar,
⦁ İşinden çıkarılmışsa, alamadığı ücretler, ikramiyeler,
⦁ Haksız tutukluluk döneminde, kaybedeceği sosyal yardımlar,
⦁ Çalışmıyor olsa dahi asgari ücret üzerinden dikkate alınacak parasal haklar.
5. HAKSIZ TUTUKLAMA KARŞISINDA KİŞİLER NE KADAR SÜREDE DAVA AÇMALIDIR?
CMK’ nın 142/1. fıkrasına göre “Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.”. Buna göre kişi haksız bir tutuklamaya maruz kalmışsa, ilgili mahkeme kararı ya da hükmünün kesinleşmesi ve bunun ilgiliye tebliği sonrasında 3 ay içerisinde, her halükarda kararın ya da hükmün kesinleşmesi itibariyle 1 yıl içinde tazmin talebi olmalıdır. Kişiler haksız tutuklama karşısında bu süreleri kaçırdığında, bir daha tazminat talebinde bulunamaz.