

Adli makamlar, uyuşturucu veya uyarıcı madde nedeniyle denetimli serbestlik tedavi tedbiri uygulamasını, TCK’nın 191. maddesinde yazan suçu işleyen kişiler hakkında uygular. Yani tedbir kararı uyuşturucu madde kullanıcısı/içicisi hakkındadır. Fakat Denetimli Serbestlik Müdürlüğü TCK’nın 191/3. fıkra uyarınca, hakkında denetimli serbestlik tedavi tedbiri olan bir kişinin, gerekli olması halinde süreç boyunca tedavisini gerçekleştirir. Buna göre burada önemli olan husus bireyin tedavi ihtiyacının bulunup bulunmadığını belirlemektir. Dolayısıyla Müdürlük, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıcısı/içicisi olan kişinin tedavi ihtiyacı varsa, denetim yanında denetimli serbestlik tedavi tedbiri uygulayacaktır.
1. DENETİMLİ SERBESTLİK MÜDÜRLÜĞÜNÜN GÖREVİ NEDİR?
Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 71/2. fıkrası uyuşturucu madde kullanıcı/içici olanlara yönelik farmakolojik ve psiko-sosyal müdahalelerden söz etmektedir. Bu kapsamda uyuşturucu kullanıcılarının bağımlılık yapan maddeden vücutlarını arındırma süreci başlayacaktır. Müdürlük, uyuşturucu maddelere bağımlılık nedeniyle kişilerdeki yoksunluk belirtilerini gidermeye çalışmaktadır. Maddelerin uyuşturucu alışkanlığı olanların vücuduna engel olmaktadır. Dolayısıyla kişilerdeki iyilik halinin devamını sağlamaya çalışmaktadır.
2. UYUŞTURUCU KULLANICISI/İÇİCİSİ HERKES DENETİMLİK SERBESTLİK TEDAVİ TEDBİRİ ALIR MI?
Uyuşturucu kullanıcısı/içici olduğu şüphesiyle yakalanan kişilerin uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını belirlemek önemlidir. Çünkü bunun belirlemek bir uzmanlık gerektirir. Bu nedenle söz konusu durumun kriminoloji laboratuvarında bir inceleme sonucunda ortaya çıkması mümkündür. Laboratuvarda görevli memurlar ilk olarak bireyin idrar, kan yahut saçını inceler. Yöntemler arasında daha az masraflı olmasından dolayı, ülkemizde genellikle idrar incelemesi yapar. Ancak, daha doğru bir sonuca ulaşmak için idrar örneğini belirli bir süre incelemesi gerekir. Örneğin kolluk, uyuşturucu maddelerden birisini kullandığı/içici olduğu konusunda kuşku duyduğu kişilerin idrar örneğini alır. Böylece laboratuvar bu örnek üzerinde belirli bir süre inceleme yapar. Çünkü, maddelerin her birisinin kandan dışarı çıkması arasında farklılık vardır. Söz gelimi, bahse konu süre esrar olduğunda 1 hafta olurken, morfinin çeşitlerinde 4 günden fazla olmaz.
3. UYUŞTURUCU MADDE KULLANICISI/İÇİCİ KULLANDIĞINI İKRAR EDERSE NE OLUR?
Uyuşturucu madde kullanma suçunun faili içici olduğunu açıkça ikrar ederse bunun tıbbi olarak tespitinin yapmak önemlidir. Adli makamlar, bu tespiti görmedikçe, kullanıcı/içici hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma nedeniyle soruşturma yapamayacaktır.
Savcılık ya da mahkeme uyuşturucu madde kullanan fail rapor için için Adlı Tıp Kurumuna gönderir. Uyuşturucu madde kullanıcısı/içiciyi incelikten sonra, rapor sonucuna göre hukuksal durumu belli olur. Bunun sonucunda kişi hakkında denetimli serbestlik tedavi tedbiri kararı uygulanıp uygulanmayacağı belli olacaktır.
Yargıtay bir kararında “Adana Adli Tıp Kurumunun dosyada mevcut 18.09.2003 tarihli raporunda; sanıkta ele geçen suç konusu maddelerin kenevir bitkisi tohumu olduğunu, elemek suretiyle toz esrara dönüşemeyeceğini belirtmiştir.
4. ŞÜPHELİNİN UYUŞTURUCU MADDE KULLANICISI/İÇİCİSİ OLDUĞUNU TESPİT EDEMEZSE NE OLUR?
Adli makamlar, kişilerin uyuşturucu kullandığını tespit edemezse, hakkında atılı suçtan beraati yerine mahkumiyet kararı veremeyecektir.
Müdürlüğün denetimli serbestlik tedavi tedbiri uyguladığı bir kişinin uyuşturucu maddelerden birisini kullandığını tespit etmesi gerekir. Aksi bu tespit yoksa, savcılık ya da mahkemeler, kullanıcı olarak yakalanan bir kimseyi tedaviye göndermez. Dolayısıyla tedaviye yönelik bir hüküm söz konusu olmayacaktır.
Bir kimseyi denetimli serbestlik tedavi tedbiri almasında, hakkında şüphe duyduğu kişinin yalnızca uyuşturucu madde kullandığını ikrar etmesi yeterli değildir. Yargıtay bir kararında esrar kullandığını söylemesi nedeniyle kovuşturma geçiren sanığın, kendisinden uyuşturucu çıkmadığını belirtmiştir. Bu nedenle, bu durumun tıp verileri ile desteklemek gerekecektir. Adli makamlar, isnat ettiği suçu işlediği yönünde somut, kuşkuyu aşan bir delili ortaya koyduğunda kullanıcı/içici olan kişiyi tedavi tedbirine gönderecektir.
5. ADLİ MAKAMLAR KİMLER HAKKINDA UYUŞTURUCU MADDE TEDBİRİNİ UYGULAR
Hakkında, tedbir uygulama kararı olan kullanıcılar/içiciler, bu maddeleri ilk kez kullandığında veya maddeyi kullanma düzeyi alışkanlığa dönüşme ihtimali varsa ne olacaktır. Adli makamlar, uyuşturucu madde kullanıcısı/içicilerini yalnızca kullanma alışkanlığının iptila düzeyinde olması halinde denetimli serbestlik tedavi tedbiri almaz. TCK’nın 191/2. fıkrası, madde kullananların tedavisinin yapılmasından bahsetmektedir. Soruşturma ya da kovuşturmada adli makamların bu tedbire karar vermesinde kullanım sayısı veya alışkanlık düzeyi önemlidir. Kişinin yalnızca tek seferlik madde kullanımı söz konusu olduğunda yine tedaviye ihtiyacı olacaktır.
Bir kimsenin madde bağımlılığı olup olmaması tedbir kararı vermek için önemli değildir. Fakat, ilk kez uyuşturucu maddelerden birisini kullananların tedavisine karar verilmesinde bir gereklilik yoktur. Bunlar hakkında sadece denetimli serbestlik tedavi tedbiri yeterlidir.
Cumhuriyet savcısı, tedavi tedbiri kararı öncesinde failin uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığını araştıracaktır. Kişi uyuşturucu veya uyarıcı madde içicisi ise tedavi ihtiyacının olup olmadığı konusunda uzman hekim görüşü gereklidir. Failin uyuşturucu maddeyi kullanma alışkanlığı bilirkişilik raporu ile ortaya çıktığında, adli makamlar denetimli serbestlik tedavi tedbiri hakkında bir karar verecektir.
6. UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE KULLANICISI/İÇİSİNİN ALIŞKANLIK DÜZEYİNİN ETKİSİ?
Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerden birisini kullanan kişinin alışkanlık düzeyi, akıl hastalığı boyutuna varan bağımlılığa dönüşmüş olabilir. Bu durumda adli makamlar faili, TCK m. 57/7. fıkraya göre tedaviye alacaktır. Buna göre fail hakkında TCK’nın 191. maddesi uyarınca denetimli serbestlik tedavi tedbiri uygulamayacaktır..